Sample post  1

Okuma Alışkanlığı ve Kitap Seçimi

Hem ebeveynler hem de eğitimciler olarak hepimiz çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmayı hedefliyoruz. Peki bunu nasıl yapacağımızı biliyor muyuz? Okumayı çok seven yetişkinler çocukluk yıllarına dönüp baktığında aslında daha o zaman kitapların büyülü dünyasıyla tanıştıklarını hatırlayacaklar. Okuyan, araştıran; kitaplara dokunarak büyüyen çocuklar yine okuyan, sorgulayan ve farklı hayatlara farklı dokunuşlar yapabilen yetişkinler oluyor. Elbette telefon, tablet, bilgisayar kısacası ekranın bu kadar hükmettiği günümüz koşullarında işimiz çok daha zor. Ancak çocukları bu sanal dünyadan koparıp kitaplara yönlendirmek imkansız değil.

Peki çocuklarımıza bu alışkanlığı kazandırmak için bizim okumayı sevmemiz yeterli mi? Ya da çocuklar bizim okuduğumuzun ne kadar farkındalar? Çocukların rol model aldıkları ilk bireyler anne-babalarıdır. Dolayısıyla bizler işe onların bulundukları alanlarda ve görecekleri zamanlarda kitap, dergi, gazete okuyarak başlamalıyız. Unutmayalım ki çocuklar kendilerine söyleneni değil yaptıklarımızı yapma eğilimi gösterirler. Bu yüzden büyük büyük ekranları sığdırabildiğimiz evlerimizde küçük de olsa bir kitaplığa yer vermek hiç zor değil. Bu çocuklarımızın algısını olumlu yönde etkileyecektir. Okumayı hayattan bağımsız bir boş zaman aktivitesi değil yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olarak yansıtmak, rutinimizin içine dahil edip çocuklar için görünür kılmak bu konuda yapacağımız en etkili hamledir.

Bununla birlikte kitap alışverişine de çocuklarımızla birlikte çıkarak onları bu sürece dahil edebiliriz. Hem kendimiz hem de onlar için alacağımız kitapları birlikte seçebiliriz. Çocuğumuzun ilgi duyduğu alanları belirlemek önceliğimiz olsa da kitap seçimlerinde dikkat etmemiz gereken noktalar var. Her şeyden önce kitabın çocukta heyecan ve merak duygusunu uyandıracak nitelikte olması gerekiyor. Bu noktada ilk aklımıza gelen ise görseller. Gerek kapakta gerekse kitabın içinde yer alan görseller çocuğa hitap edebilmeli. Net ve büyük resimler olmalı ancak kalabalık ve yorucu hale gelmemeli. Kitapta estetik ve gerçekçi illüstrasyonlara yer verilmeli.

Kitap konu ve içerik bakımından detaylıca incelenmeli. Özellikle okul öncesi dönemde gerçek dışı varlıklar; devler, periler, büyücüler ya da insan özellikleri taşıyan farklı varlıkların yer aldığı kitaplardan kaçınılmalıdır. Bunun iki temel sebebinden biri çocukların hayal ürünü ve gerçeği ayırt edememesi ve sonucunda yer ve zamana dair anlam kargaşası yaşama ihtimalidir. Bir diğer sebep ise gerçek dışı içeriklerin çocukların hayal gücünü sınırlamasıdır. Doğanın ve gerçek hayatın gücünü küçümsemek onlara haksızlık etmek olacaktır. Çünkü çocukların özgürce hayal kurabilmeleri ve yaratabilmeleri ancak onlara gerçeklik içinde sağlam bir temel vermekle mümkündür.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise çocuk kitaplarında dahi sıkça karşılaştığımız cinsiyete göre ayrımcılık. Cinsiyetçi ifadeler, görseller ve karakterlerin oturtulduğu roller aslında çocuğun bilinçaltına işlemektedir. Örneğin mutfakta yemek yapan önlük takmış bir kadın profilinin anne karakteri olduğu, işten gelip yemeğe oturan erkek bireyin ise baba rolünde yer aldığı bir çocuk kitabı düşünün. Bunun aslında çocuğa verdiği mesaj sandığımız kadar masum değil. Kızların pembe erkeklerin mavi kıyafetler giymesinden tutun da kadın karakterlerin iç mekanda erkek karakterlerin dış mekanda resmedilmesine kadar her detay çocuklarımızın cinsiyet rolü algılarında son derece etkilidir. Dolayısıyla kitap seçimlerinde ele alınması gereken önemli kriterlerden biri cinsiyetçiliğe yer verilmemesidir.

Elbette çocuk kitaplarında kullanılan dil de çocukların kitaba yaklaşımını tamamen değiştirebilecek etkenlerden biri. Eğlenceli ve onları kontekste dahil eden, kafiyelerin, tekerlemelerin, ses benzerliklerinin yer aldığı kitapları okumak çocukları sözcüklerle, cümlelerle oyunlar oynamaya teşvik edecek ve okuma deneyimini keyifli hale getirecektir. Bununla birlikte onların anlayabileceği sade bir dil kullanılmalı, uzun ve devrik cümleler özellikle okul öncesi dönem kitaplarında çok tercih edilmemelidir.

Çocuklarımızın okuma alışkanlığı geliştirmelerini ve bu süreçte doğru kaynaklar kullanmalarını sağlamak anne-babalar ve eğitimciler olarak bizlerin elinde. Bu hedeflere ulaşmaksa onların bilişsel, sosyal ve dil gelişimlerine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Hem çocukluk hem de yetişkinlik çağlarında okuyan bireylerin elde ettikleri avantaj ve farklılıkları yadsımamak gerekir. Victor Hugo’nun da dediği gibi “Okuma ihtiyacı barut gibidir. Bir kere tutuşunca artık sönmez.”